"Başarı sıralaması: İlk 50.000" Talebi Revize Edilmeli
Son yıllarda ülkemiz üniversitelerinde İnşaat Mühendisliği bölümü sayısı plansız şekilde artarken, çeşitli sorunları da beraberinde getirdi:
- Yeterli donanıma ve akademik kadroya sahip olmayan bölümler nedeniyle eğitimde niteliğin düşmesi,
- Çok sayıda meslektaşımızın işsiz kalması, başka alanlarda çalışmak zorunda kalması,
- İnşaat sektörümüzde "yetkin mühendis" eksikliği.
Bu duruma bir çözüm arayışıyla, meslek odamız İMO tarafından iki maddelik bir talep gündeme getirildi ve bir imza kampanyası başlatıldı.
- İnşaat Mühendisliği bölümlerinde eğitim alınabilmesi için üniversite sınavında asgari başarı sırasının 50.000 olarak değiştirilmesi,
- Yeterli akademisyen kadrosu ve imkânları olmayan bölümlerin kapatılması ve kontenjanların azaltılması.
Bu yazıyı, bana 20 Haziran'da e-postayla ulaşan destek çağrısı üzerine kaleme alıyorum.
Bu talep, çeşitli sakıncaları beraberinde getiriyor.
Bu önemli konunun gündeme taşınmasını takdir ediyor, ve emek verenlere teşekkür ediyorum. 🙏👏
Ancak, iki maddelik talebin yalnızca 2'nci maddesini destekleyebilirim.
Evet, kontenjanlar —bir hesap ve plan dahilinde— KESİNLİKLE regüle edilmeli. Hattâ bölüm sayısı gözden geçirilmeli, birtakım teknik kriterlerle bölümler değerlendirmeye tâbî tutulmalı, ve gerekirse bazıları kapatılmalı. Ama fakültelere ilk 50 binden öğrenci alınması talebi —bence— önemli riskler içeriyor.
Gözden Kaçan Etkenler
Öğretim yıllarımdaki deneyim ve gözlemlerime dayanarak, farklı bir perspektif önermek istiyorum:
👉 Üniversite sınavı sıralamasında 50 bininciden sonra da, mesleğe güzel katkılar verebilecek karakter ve kabiliyette çok sayıda aday olabiliyor. Mevcut öğrenci seçme yöntemindeki sınav başarı sıralamasının bu bağlamda tek başına yeterli kriteri teşkil ettiğini düşünmüyorum. "İlk 50.000" kuralının uygulanması halinde, ortaöğretim sistemindeki zaafların yol açtığı "beyin israfı" nedeniyle ders takip ve çalışma sistemine adapte olamayan, ancak üniversite yıllarında tanıştığı hocalarının etkisi ve uygulamalı mühendislik derslerine olan ilgisi sayesinde nitelikli birer mühendise dönüşen değerli "haylaz" arkadaşlarımıza bu fırsatı vermemiş olacağız.
👉 Bazı meslek dallarında ilk 50 binden öğrenci alınması ülke adına bir kazanım gibi gözükebilir. Öte yandan, sırf popüler olmadığı veya yüksek gelir vaat etmediği için, ülke refahı açısından önemli olmasına rağmen, yetenekli ve sezgileri güçlü bireylerden yeterince "nasiplenmemiş" çok sayıda meslek dalı var. Çözüm geliştirici kıvrak zekâlı insanlara oralarda da ihtiyaç var. Başarı sıralamasına bağlı bir yönlendirme veya pozitif ayrımcılık, yalnızca belli meslek dalları lehine uygulanırsa, toplumsal düzenimiz için öngörülmesi zor birtakım arızaları tetikleyebilir.
👉 Bunun yerine, öncelikle "insanların ilgi duyduğu alanda okuması ve çalışmasının" önünü açan bir meslek tercihi kültürüne zemin hazırlayacak idari ve ekonomik çözümlere eğilmemiz gerek.
👉 Yine de bir sıralama limiti getirilebilir. Ancak bu sayı, yukarıda sıraladığım kaygıların ve başka etkenlerin de dikkate alındığı, çok yönlü bir değerlendirme ve hesaplamanın ürünü olmalıdır. Nitekim konu, "50.000" şeklinde yuvarlak bir tanımlamaya kurban edilemeyecek kadar ciddi.
Bunlar, söz konusu imza kampanyasıyla ilgili ilk bakışta aklıma geliverenler. Konu, üzerinde daha derin düşünmeyi, çalışmayı, ve araştırmayı kesinlikle hak ediyor.
Bu nedenle kampanyaya mevcut haliyle imza veremiyorum.
👎😕
Teşekkür ve saygılarımla,
Mehmet Çaputcu
Peki, sizce?
İlgili Arşiv
İMO kampanya duyuru sayfası 2 (22 Haziran 2020)
İMO İzmir Şubesi kampanya sonuç sayfası (7 Temmuz 2020)
Yorumlar
Yorum Gönder